HAYVAN HAKLARI ÜZERİNE

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere “Hayvan Hakları” hakkında elimizden geldikçe anlatmaya çalışacağım inşallah.

Yüce Rabbimiz, hayvanlarla ilgili olarak Enâm sûresi 38. ayet-i kerimede şöyle buyurur: “Yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi birer topluluktur…”

Nahl Sûresi 5-8. ayet-i kerimelerinde: “Hayvanları da Allah yaratmıştır. Sizin için onlarda ısıtıcı şeyler (yün) ve birçok faydalar vardır. Hem onların kendisinden (ve gelirinden) yersiniz. Akşamleyin getirirken, sabahleyin de salıverirken onlarda sizin için bir (zevk ve) güzellik vardır. Atları, katırları ve eşekleri de onlara binmeniz için ve (dünya hayatında) bir ziynet olsun diye yarattı. Ve (Allahu Teâlâ) daha sizin bilmeyeceğiniz nice şeyler yaratır.”

Yine Nahl sûresi 66. ayet-i kerimede ise insanlar için sağmal hayvanlarda ibretler bulunduğu ifade edilerek bunların bir sanat harikası olduğu şöyle beyan buyrulmaktadır: “Muhakkak sizin için sağmal hayvanlarda bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.” Anlaşıldığı üzere, zerreden küreye kadar Yüce Allah’ın yaratmış olduğu her mahlukatın bir amacı ve bir hikmeti olduğuna, hepsinin bir sanat eseri olduğuna ve yine bunların yaratılması yüce yaratıcımızın kudret ve azametinin bir göstergesi olduğunun delilidir.

Bir gün Peygamber Efendimiz, çölde susuz kalan bir köpeğe kuyudan ayakkabısına su doldurup içiren bir adamın Allah’ın rızasını kazandığını ve günahlarının bağışlandığını anlatmıştı. Ashab-ı kiram, “Ey Allah’ın Rasûlü! Hayvanlara yaptığımız iyilikler için de mi sevap var?” diye sorunca Peygamberimiz şöyle buyurmuştu: “Her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır.” buyurmuştur. Kâinattaki her varlık gibi, hayvanlar da Yüce Allah’ın varlığına ve kudretine delil olarak anlam taşır. Küreden zerreye kadar her hayvan, Allah’ın eseri olarak değerlidir ve O’nun tarafından insana emanet edilmiştir. İnsanoğlu, hayvanlara karşı insaflı, şefkatli ve merhametli olmakla mükelleftir. Zira dinimiz islâm, hayvanlara zulüm ve işkence anlamına gelen, onları yaratılış amacına aykırı biçimde zorlayan her türlü davranışı yasaklar. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde bizleri şöyle uyarır: “Hiçbir kimse yoktur ki bir serçeyi yahut ondan daha büyük bir canlıyı haksız yere öldürsün de Yüce Allah ona bunun hesabını sormasın!”

Cahiliye döneminde hayvanlara fütursuzca zulüm yapılıyordu ve hatta Peygamber Efendimiz gönderilmeden önce, zayıf insanlara ve kadınlara bile değer verilmiyordu. Câhiliye devrinde insanlar, hayvanların da bir hakkı olduğunu ve onlara iyi davranmak gerektiğini unutmuşlardı. Hele hayvanlara merhamet edince sevap kazanacaklarını hiç tahmin edemiyorlardı. Rasûlullah gelince insanlar gibi hayvanlar da zulümden kurtulup rahata erdiler. İslâm’dan önce insanların bile göremediği nezâket ve inceliği, müslümanlar hayvanlara gösteriyorlardı. Hâsılı İslâm, hayvanlar için de bir hukuk müslümanlar da vakıf sistemi getirmiştir. Tarihten de anlaşıldığı üzere Müslümanlar, hayvanlar için vakıflar tesis etmişlerdir. Bu vakıflar böylece aç hayvanları doyurmuş, hastaları tedâvî ettirmiş, göç edemeyen kuşları barındırmışlardır. Yapılan bu faaliyetlerin hepsinde şefkatin, merhametin, havyan haklarına nasıl riayet edildiğinin bir göstergesidir.

Yine Peygamberimiz ve ashâbı, fethetmek üzere Mekke’ye doğru ilerlerken, hayvanlara muâmele husûsunda muhteşem bir tablo daha sergilendi. Âlemlerin Efendisi, on bin kişilik muhteşem ordusuyla Arc mevkiinden hareket edip Talûb’a doğru giderken, yolda yavrularının üzerine gerilmiş ve onları emzirmekte olan bir köpek gördü. Hemen ashâbından Cuayl bin Sürâka’yı yanına çağırarak onu bu köpek ve yavrularının başına nöbetçi dikti. Anne köpeğin ve yavrularının İslâm ordusu tarafından ürkütülmemesi konusunda tembihte bulundu. Bu tavır, Hâlık’ın nazarıyla mahlûkâta bakış tarzının da bir ifâdesiydi. Öyle anlaşılıyor ki, Cenâb-ı Hak, ufak bir karıncanın bile rahatsız edilmesini istemiyor. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Süleyman -aleyhisselâm-’ın muhteşem ordusunun, farkına varmadan karıncaları eziverme korkusuyla son derece hassas davrandığına işâret edilir. (Bkz. en-Neml, 18)

Peygamber Efendimiz hayvanlara gösterilen şefkat ve merhametin veya merhametsizliğin insanın ebedi mutluluk veya hüsran vasıtası olabileceğini değişik vesilelerle dile getirmiştir: “Bir kadın, ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azâba uğradı ve bu sebeple cehenneme girdi. Hayvanı hapsettiğinde ona bir şey yedirmemiş, içirmemiş, yerdeki haşereleri yemesine bile izin ve imkân vermemişti.” Anlaşıldığı gibi bazen, hırçın hayvanları sırf terbiye etmek için savunmasızdır diye hayvana eziyet edilmesi İslâm’ın ruhuna aykırı bir davranıştır. Bu zulmün, dünyada veya âhirette hesabı mutlaka sorulur. Sahibi olduğumuz hayvanların iyi beslenmesi, taşıyabilecekleri kadar yük vurulması, istirahatlerine gerekli önemin verilmesi de Peygamberimizin üzerinde özenle durduğu hususlardandır.

Hayvanlar, ekolojik düzen, doğal çevre ve dengenin sağlanmasında oldukça mühim bir yere sahiptir. Ayrıca hayattaki her nimet gibi hayvanlar da insanoğlunun hizmetine takdim edilmiş emanetlerdir. Dolayısıyla bu emanetlerden istifade ederken hıyanet içinde olmamak, onlara karşı daima güzel muamelede bulunmak gerekir. Zira bütün mahlukatı yaratan ve yegane sahibi Yüce Allah’tır. Ve yine unutulmamalıdır ki “konuşamayan, ağzı, dili olmayan” nitelemesi, hayvanların merhamete ve şefkate ne kadar muhtaç olduklarını bizlere çok iyi ifade etmektedir. İslâm dini biz inananların, hayvanlara şefkat ve merhametle muâmele etmeyi, onlara işkence ve eziyet verici davranışlardan kaçınmayı emreder. Hayvanlar da tıpkı bizler gibi yeryüzünün sakinleridir. Onların da yaşama, barınma ve korunma gibi temel hakları olduğunu unutmayalım. Varlık âlemine sevgi, şefkat ve ibret nazarıyla bakalım. Hiçbir canlıyı incitmeyelim. Dinî, vicdanî ve insanî sorumluluğumuzu yerine getirerek yüce rabbimizin rızasına talip olalım. Unutulmamalıdır ki Âdemoğlu hayatını devam ettirebilmek için birçok şeye muhtaçtır. Bunların en önemlilerinden biri de hayvanlardır. Nitekim gıda, giyim, nakil gibi zaruri ihtiyaçların giderilmesinden estetik zevklere hitap etmeye kadar hayvanlar, yeryüzünün halifesi yani biz insan için yaratılmıştır.

Yüce Rabbim bizleri yeryüzünün diğer sakinleri olan hayvanlarla olan iletişimimizi kendi rızasına uygun bir hale getirmemizi nasip eylesin. Ne mutlu o müminlere ki; Allah rızasını gözeterek; tüm canlıların hak ve hukukuna riayet edene. Vesselam…

Similar Posts

  • BEYYİNE SURESİ (1.BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar.Bugünkü dersimizde Beyyine suresini öğreneceğiz. Beyyine, delil, ispat demektir.Bu sure delil, yani Kur’an geldikten sonra ikiye ayrılan insanlardan bahseder. Birincisi delilleri görüp eyvah meğer yaşadığımızı din zannetmişiz. Yaşadığımız din değilmiş. Ben kendime göre Müslümanmışım. Kitaba ve sünnete göre Müslüman olamamışım deyip kendini toparlamaya çalışır. İkincisi ise ne olmuş ya biz de müslümanız, biz atalarımızdan,…

  • İNŞİKAK SURESİ(1.BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde İnşikak suresini öğreneceğiz. İnşikak yarılma, çatlama demektir. İnşikak suresi bize göğün ve yerin Rabbinin emrine uyduğunu, insanın da en sonunda Rabbine kavuşacağını, bu kavuşmanın ise hesap verme olacağını anlatan suredir. Kıyamet öncesi ve kıyamet sonrası olacakları anlatarak bu konuda hazır olmamız gerektiği için buna uyaran suredir. Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim (1) Gök yarıldığı,…

  • YASİN SURESİ 2. BÖLÜM

    31. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik görmediler mi?Gerçekten onlar,onlara dönmeyecekler. 32.Ancak onlar hepsi katımızda hazır bulunanlardır. Rabbimiz böyle dedi ama nasıl olur ki  -Biz Önceki nesilleri helak ettiğini görmedik. Rabbim, diyorsak şöyle bir düşünelim. Herkesin ölüm gerçeği ile yüzleştiğinde, Allah’ın emirleri karşısında kendini güçlü görüp, her türlü zulmü yapmayı hak gören zalim insanların da,…

  • EŞLERİN BİRBİRLERİNE ÖRTÜ OLMASI ÖRNEĞİ

    “… Onlar sizin için birer elbise (libas), siz de onlar için birer elbisesiniz (libas)… (Kur’an Meali 2/187) Erkek kadının libası, kadın da erkeğin libasıdır. Burada birçok incelik ve güzellik mevcuttur. Bilindiği gibi elbise vücuda en yakın şeydir. Bu anlam itibariyle bir kadın eşinin en yakın insan olmalı. Bir erkek de eşinin en yakını olmalıdır. Onun sırdaşı,…

  • İNSAN SURESİ(2.BÖLÜM)

    (5)İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler. Kafur, Kur’an’da geçen bir maddedir. Bazen hoş bir koku veya lezzetle ilişkilendirilse de, Kur’an bağlamında, iyi işler yapanları bekleyen saf ve mükemmel bir niteliği ifade eder. “Ebrar” Kimlerdir? Rabbimiz, sürekli iyilik yapanlara, Kur’an aracılığıyla görerek ve işiterek Allah’a giden yolu bulanlara ve hayatlarını Allah’a layık…

  • FITRAT ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Fıtrat nedir? Fıtrat: Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç anlamlarına gelmektedir. Terim olarak fıtrat: “Allah Teâlâ’nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hâl, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.”  TDV İslam Ansiklopedi sözcüğünde Fıtrat, “yarmak, ikiye ayırmak; yaratmak, icat etmek” mânalarına gelen fatr kökünden isim olup “yaratılış,belli yetenek ve yatkınlığa…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir