KUR’ANIN AYDINLIK İSMİ

“Aydınlık,aydınlatan” demektir nur. Işık yani. 
İnsan vahiy olmadan karanlıktaki kimse gibi şaşkın bir haldedir. (Duha 7– seni şaşırmış bulup doğru yola iletmedik mi der) 
Karanlıktaki insan yolunu aydınlatacak bir rehbere ihtiyaç duyuyor. O yüzden karanlığı delen Kur’an bize yol gösteriyor, onun ışığıyla yürüyoruz biz.  
Nûr’ un iki özelliği vardır. Birincisi: Bizzat kendisinin açık ve aşikâr olması; ikincisi ise başka varlıkların görünmesini sağlamasıdır. Yani Kur’anın kendisi açık ve aşikardır, ve diğer her şeyi görünür kılar. Aydınlatır.
Kur’anın bir nur oluşu İbrahim suresi 1. ayetinde bahsedilir: 
(bu sana indirdiğimiz bir kitaptır ki insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman için) 
O zaman demek ki insan vahiy ışığı olmadan karanlıkta kalıyormuş . İnsan vahiyle aydınlığa çıkıyormuş. Demek ki Kur’anı okumadığın gün karanlıktasın! 
Bir kere daha iman ediyoruz. 
“Şehadet ederiz ki bizi şirkin, inkarın karanlığından vahyin aydınlığa çıkaran Allahtan başka ilah yoktur” diyoruz o halde. Tıpkı bunun gibi vahiyde gece gelmiştir. Karanlığı delmek için.
Tıpkı bunun gibi Yüce Allah Duha suresinde (ağaran sabahın Rabbin yemin olsun , Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı da demiştir.)
Yani seni karanlıkta bırakmayacak.. Vahyini, öğretimini senden kesmeyecek. 
Enam suresi  1-2. ayetler (Hamd, övgü Allaha aittir.)  Neden diyorum? (Gökleri ve yeri yarattı) diyor . Başka ne yaptı diyorum?(karanlıkları ve aydınlıkları var etti) diyor. Hamd olsun. 
Peki Allah kimleri aydınlığa çıkarır?
-Tabi ki iman edenleri: 
Bakara suresi  257. ayet (Allah iman edenlerin dostudur. onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.)

Kur’andaki nur benzetmesi: 
Enam suresi 122. ayet (Ölü iken dirilttiğimiz ve insanlar arasında yürüyebilmesi için kendisine ışık tuttuğumuz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu?)
Ölü iken dirilttik , yani Kur’anla can verdik. Müminlere, kendisine ışık tuttuk. Işık tutulan insan rahatça yürür insanlar içinde, yolunu görüyor çünkü. 
Ama karanlıktaki kişi şaşkın şaşkın bir oraya bir buraya koşar durur. Karanlıkta, korku ve acziyet içindedir. 
Zaten diyor ya Rad suresi 16 ayet (Hiç karanlıkla aydınlık eşit olur mu?) Değil mi? 

İP 
Evet Kur’anın bir diğer ismi de hablillahdır yani Allahın ipidir o. İp derken gökten bir halat atılmamış tabi ki yeryüzüne. Yüce Allah kendi makamından bir ip göndermiş bize. Bir kurtuluş ipi. Yoksa insanlık karanlık bir kuyudadır. Neyin kuyusu? Nefsinin kuyusu .Ona sarılmak lazım hem de hep beraber. Bize öyle söyler İmran suresi 103. ayeti: (Allahın ipine sımsıkı sarılın,ayrılmayın.)Yani ipe sarılmazsanız ayrılırsınız diyor.
Devam ediyor. Bir zamanlar düşmandınız onun nimetiyle kardeş oldunuz. Müminler kardeştir değil mi?
Biz ne sayesinde kardeşiz? Neyle mümin olduysak onun sayesinde kardeşiz. Yani Kur’anla. Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden âlâ akraba mı olur?Bizden âlâ akraba, bizden ala kardeş mi olur? 
Demek ki kim Allah’ın ipine sarılırsa kalpleri birleşir. Aralarında sevgi doğar. Kardeş olurlar. O zaman bizim bugün bağlarımızın zayıflama sebebi bu olabilir mi acaba ? Nihayet, Kur’andan uzak düştük.  Bu yüzden de kardeşliğimizi unuttuk.
Peygamberimiz de öyle şikayet etmişti zaten. (kavmim bu Kur’anı terk etti Rabbim demişti ) 
Al-i İmran 103. ayeti devam ediyor: 
Ateşten bir çukurun kenarındaydınız.  Sizi ordan kurtardı. Ne ile kurtardı. Ayrtin başımda hablillah. Yani Allahın İpiyle. Kuranla yani. Ve biz diyoruz ki Allah, ipine tutunanların dostudur. 
Hac suresi 78. ayet:  (Allahın ipine sımsıkı sarılın) (o sizin dostunuzdur, mevlanızdır) (o ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır) der. 
İplerin en sağlamı Allah’ın ipi değil midir zaten? Kur’ana koşun.. 

ZİKİR
Kur’anın bir ismi de zikir yani hatırlatmadır. Hatırlatma, zaten bir şeyi bilen insana yapılır değil mi? Mesela arabaya binip gidiyorsunuz. Emniyet kemeri takmamışsanız alarmınız ötmeye başlar. 
Aslında kemer takmamız gerektiğini biliyoruz. Ama alarm çalıyor. Çünkü bize diyor ki. Bak kemer takmayı unutabilirsin. 
Kaza yapabilirsin. Yaralanabilirsin. İşte bunun gibi aslında Kur’an bize zaten bildiğimiz ama çoğunlukla unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor. Mesela bize görevlerimiz olduğunu hatırlatıyor. (Maide suresi 8. ayet:Allaha karşı takvalı olun,  yani sorumluluk bilincinde olun) diyor birçok yerde. Bize öleceğimizi hatırlatıyor .
(Ankebut suresi 57. ayet: Her canlı ölümü tadıcıdır.) Ayetin devamında hesap vereceğimizi hatırlatıyor. (bize döndürüleceksiniz.)
Bize ne için yaratıldığımızı hatırlatıyor (Zariyat suresi 56. ayet: Ben cinleri ve insanları kulluk için yarattım.) 
Bize unuttuğumuz yaratılışımızı hatırlatıyor (Abese suresi 17-18-19. ayetler: O kahrolası insan ne nankördür. Onu hangi şeyden yarattı? Nutfeden yarattı.) 
İşte bunun gibi zikirle, hatırlatmayla doludur Kur’an. O yüzden bir adı da zikirdir. 
Sad suresi 1. ayeti (zikir dolu kurana yemin olsun) der.
Bize unuttuğumuz kendimizi hatırlatan bir hatırlamadır Kur’an. O öyle bir zikirdir. 
İnsan bu kadar unutkan olunca ona hatırlatma yapılması hayret edecek şey mi? 
(Araf suresi 69. ayeti: Sizi uyarması için, içinizden bir kimse aracılığıyla Rabb’inizden size bir zikir gelmesine hayret mi ettiniz?) der. 
Hayret etmeyelim,insan unutur hatta insan rahata kavuşunca önce rahatlığı kendisine “vereni” unutur. 
(Yunus suresi 12. ayeti: Bize sitem eder, insana bir sıkıntı dokununca yalvarır, sıkıntısı geçince hiç yalvarmamış gibi davranır) der. 
Demek ki vezkuru (hatırlayın) diye bağıran Kur’an boşa inmemiş. Zaten kendisi de öyle diyor ya.
Bu alemler için zikirden başka bir şey değil. (Sad suresi 87. ayeti)
Ne kadar anlatırsak anlatalım Kur’anla ilgili anlatacaklarımız tabi ki bitmiyor. 
Ağaçlar kalem olsa yetmiyor, deniz mürekkep olsa yetmiyor. Öyle der Lokman suresi 27. ayeti: Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri yine de tükenmez. 
Halbuki ağaç da deniz de çoktan tükenmiştir değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir