KUR’ANDA MÜMİNLERİN VASIFLARI

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.

Hayat kitabımızda Müminler nasıl tarif edilmiş, mümin kime denir? Gelin biraz inceleyelim…

Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki emn (emân, emânet) kökünün “if‘âl” kalıbından türeyen mü’min kelimesi “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, vaadine güvenilen” mânalarına gelir. Kelimenin esmâ-i hüsnâdan biri olarak içerdiği mâna da bu çerçevededir.

Mü’min: Allah’a kalp ile teslim olduğunu dil ile ikrar eden kimsedir. Kalpte geçen duygular soyut olduğu için ispatlanması gerekir.

Öyleyse İman eden kimselerin alametleri nelerdir? İman edenlerin yani mü’minlerin özellikleri Kur’an’da nasıl geçmektedir?

Kur’an bu soruya kendi içinde bir bütün olarak cevap verir. Biz burada kırk madde de Kur’an’da Mü’min’lerin özelliklerini anlatacağız. Mü’minlerin özellikleri bu kırktan daha fazla olmakla birlikte burada sadece bir kısmına değinmiş olacağız.

1. Namazı huşu ile kılarlar. Huşu: kişinin namaz kılarken kalbini dünya düşüncesinden arındırması ve namazında kendisini dünyaya meylettirecek hareketlerden ve ortamdan uzak kalmasıdır. Sakin bir ortamda namaz kılmak huşunun sağlanması için bir tedbirdir.

2. Faydasız işlerden ve sözlerden uzak dururlar. Kişiye faydası dokunmayan işlerden ve ortamlardan uzak durmak mü’minlerin bir özelliğidir.

3. Zekât verirler. İhtiyaç sahibi kimselerden mali ibadet etmekten de geri durmazlar.

4. İffetlerini muhafaza ederler. Güzelliklerini yabancı kimselere teşhir etmezler. Kimseyi tahrik etmezler.

5. Aldıkları emaneti hakkıyla teslim ederler. Emaneti ganimet bilmezler.

6. Sözlerinin gereğini yerine getirirler. Verdikleri sözlerden caymazlar.

7. Namazlarını sürekli kılarlar. Sadece belli vakitlerde, sadece ramazan ayında, ya da eşinin yanında, babası evdeyken veya mesai saatleri içinde kılıp başka zamanlarda namazı terk etmezler. Namazın tatil olmadığını bilirler. Gittikleri her ortama namazlarını da alıp götürürler. 

8. Kendilerine Allah’tan söz edildiğinde kalplerinde ürperti olur. Bir meselede veya konuda Allah’ın hükmü ona hatırlatıldığında teslimiyeti yüzünden okunur

9. Allah’ın hükmünü duyduğu zaman imanı artar ve imanında kuvvet meydana gelir. Eğer o hükmü ilk defa duyuyorsa inandığı esaslara bir yenisi ile edildiği için imanı artar. Eğer önceden duymuş ise teslimiyetini ifade ederek iman kuvvetini artırır. 

10. Rahman’ın kulları olan mü’minler yürüyüşlerinden bile belli olur. Yürürken nezaketle yürürler.

11. Kendini bilmez kimselerle karşılaştıklarında onlara “eyvallah, tamam, selam” deyip geçerler. Fuzuli tartışmalar ile oyalanmazlar.

12. Namazlarını kılmış olarak gecelerler. Namaz kılmadan yatmazlar.

13. “Bizi cehennem ateşinden uzak tut!” diye dua ederek, Allah’ın azabından korktuklarını ifade ederler.

14. İhtiyaç yerlerine harcama yapmaları gerektiğinde ise ne israfa giderler ne de vermeleri gerektiğinden azını verirler.

15. Yalnızca Allaha dua ve ibadet ederler. Kimseyi ona ortak koşmazlar. 

16. Allah’ın koruduğu canı öldürmezler.

17. Zina etmezler. Zinaya yaklaşmazlar.

18. Yalan yere şahitlik etmezler. Faydasız bir ortamdan ayrılırken bile nezaketle ayrılırlar.

19. Allahın emirleri onlara hatırlatılınca kör ve sağır kesilmezler. Allahın emirlerine ilgisiz kalmazlar. Mutlaka uygulamaya alırlar.

20. Nerede olursa olsun Allah’ın kendisi ile birlikte olduğu şuuru içindedir.

21. Allaha ve Resulüne olan imanında kuşku içinde olmayan kimsedir.

22. Malıyla ve canıyla Allah için çalışandır, cihat edendir.

23. Bir konuda Allah ve Resulünün hükmünü duyduğunda ya da okuduğunda tercih hakkının olmadığını bilendir.

24. İman eden herkesi din kardeşi olarak gören; onların sevincini tebrik eden, üzüntülerine de yas tutandır.

25. Kendi mallarında yetim ve miskinlerin de haklarının olduğunu bilen ve infak vermekten, zekat ve sadakadan kaçınmayan kimselerdir.

26. Diğer mü’min kardeşinin iyiliğini isteyen; onun yaptığı yanlışları hikmetle düzelten ve iyiliği tavsiye edendir. Din kardeşini kollayan ve gözetleyendir.

27. Ümit ve korku arasında rabbine dua edendir. Yaptığı iyiliklerden dolayı şımarmayan ve yaptığı yanlışlardan dolayı da ümitsizliğe düşmeyendir.

28. İyi ve salih kimselerin akrabası olduğu için kurtulacağını, şeyhin akrabası veya bir âlimin yeğeni, mübarek bir zatın karısı veya çocuğu olduğu için cennete gireceği kuruntusu taşımayandır. Hz. Lut’un karısı, Hz. İbrahim’in babası, Hz. Nuh’un oğlu, Hz. Peygamberin amcası iman etmediği için kurtulmamıştır. Gerçek mü’min başkasının imanı üzerine hesaplar yapmayandır. 

29. Din kardeşleri arasında husumet çıktığı zaman yangına körükle gitmeyip onların arasını ıslah etmenin yollarını arayandır.

30. Ğayba iman ederler. (Melek, cin, ahret, sırat, şefaat)

31. Kur’andan bir emir duyduğu zaman “İşittik ve itaat ettik” derler. Kem küm yapıp, emri duymazlıktan gelme ya da anlamazlıktan gelmezler.

32. Toplu işlerde, organize işlerde, herkese vazifenin düştüğü işlerde amirinden izin almadan ayrılmaz, önemsiz, değersiz ve alakasız bahaneler üreterek izin istemezler.

33. İmanın gereği yeri gelince hicret eder, cihat eder ya da hicret edene kucak açan kimsedir.

34. İşlerini sağlam yaptıktan sonra tevekkül ederler. Yani sefer bizden zafer Allah’tandır.

35. Başına bir musibet geldiği zaman ah vah etmek yerine kusuru kendisinde arar ve “Allah’tan geldik dönüşümüz de onadır” der.

36. Araştırmacıdır. Duyduğu her şeye inanmaz. Önemli haberlerin doğruluğunu teyit eder.

37. Sabreden ve teşekkür etmesini bilendir. Komşusuna, akrabasına, sahipsiz kimselere, yetimlere, düşkünlere ve özellikle anne babasına karşı saygı ve nezaketlidir, yardım severdir.

38. Eşine karşı iyi davranandır. Onda bir kusur gördüğünde onu ondaki bir güzelliğe tercih etmez. Anlaşamadığı durumlarda aile mahremiyetini ifşa etmez ve hakem olayına gider. Şayet iş boşamaya kadar gelmişse ona verdiği mehri almanın yollarını aramaz. Boşama gerçekleşecekse de bunu da güzel bir şekilde yaparlar.

39. İbadetlerini yalnızca Allah rızası için yapar. İbadetlerini menfaat elde etmek için yapmaz. Gösterişten uzak durur.

40. Din ile mukaddesat ile Allah ile alay edilen bir ortamda, bir grup veya dernekte veya toplantıda yer almaz. Farkına vardığı zaman da derhal terk eder. Bunu yapmadığı takdirde onlar gibi olacağını unutmamalıdır.

Rabbim bizleri istikametten ayırmasın…

                                      Vesselam…

Similar Posts

  • ASR SURESİ 2. BÖLÜM

    Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. İnsan gerçekten ziyandadır. (2) Ayetin lafzında geçen hüsran nedir?  İşlerin beklediğimiz gibi gitmemesi sonucu hissettiğimiz üzüntü, hasar, zarar, ziyan gibi manalara gelir. Hani birilerinden beklemediğimiz bir şey görürsek, beklemediğimiz bir hareket görürsek ne deriz? “Beni  hüsrana uğrattı.”  deriz ya işte Rabbimiz bu ayette insanlar hüsrandır buyuruyor, bir durum ortaya koyuyor ve sonra bunun…

  • BELED SURESİ(1.BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde Beled suresini öğreneceğiz. Beled suresi Rabbimizin önemli varlıklara yemin etmesiyle başlayıp, insanın hayat mücadelesi içinde bulunduğunu ve bu hayat mücadelesinde de iki yolunun olduğunu anlatan suredir. Aynı zamanda gerçek iman sahibi olmamız için yapmamız gerekenleri anlatır. İman suresidir. Ben müslümanım demekle yetinmeyi tercih edip öylece duranların okumak istemediği, okusa da hayatına…

  • ASR SURESİ 1. BÖLÜM

    Asr suresi birçok âlimin hiçbir sure inmeseydi de bu sure tek başına yeterdir dediği suredir. Çok kısa bir sure olmasına rağmen anlam bakımından çok zengindir. Bize zamanın önemini sadece iman ettim demekle idrak edilemeyeceğini ve hüsranda olmamak için neler yapmamız gerektiğini anlatan suredir.  Bir bakıma “iman ettik ya başka bir şeye gerek yok.” diyenlere apaçık…

  • FELAK SURESİ

    GERÇEKTEN KİME SIĞINDIK? Felak Suresi bize sığınmamız gereken doğru adresi gösterir. Kime sığınacağımızı gösterir. Euzubillahimineşşeytanirracim.Bismillahirrahmanirrahim. 1. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” (1-5) Rab kelimesi beslemek,  yetiştirmek anlamlarına gelir. Kur’anda Rab kelimesinin bir anlamı daha vardır.  Yusuf Suresi 23…

  • CENNETE ULAŞMANIN VE MUTLULUĞA ERMENİN YOLU

    Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Bu yazıda Hicr Suresinin kırk yedi ve kırk sekizinci ayetlerini tefekkür etmeye gayret edeceğiz. 1- “Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.” (Hicr 15/47) Sadırlarındaki, göğüslerindeki kin çıkarılmıştır. Özetle biz burada şunu anlıyoruz. Orada kötü duyguların olmadığını düşünüyoruz. Yani cenneti hak eden bir insan Allah tarafından…

  • AHİRET ALEMİ

    “…Her Şeyden Haberdar Olan’ın, sana haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.” (Fatır 14) Ahiret alemi gaybdır yani görünmeyen ve bilinmeyendir. Orası hakkında Allah’ın Kur’an’da verdiği bilgi ve haber dışında hiç kimsenin bilgi vermesi ve haberdar olması mümkün değildir. Kıyamet, mahşer, cennet ve cehennem hakkında yazılan kitap, söylenilen rivayet ve hadisler Allah’a ve dolayısıyla ahiret alemine…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir