KARİA SURESİ 2. BÖLÜM

2. İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, 6﴿ Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. 7﴿ Ama kimin de tartıları hafif gelirse,

Tartıları ağır gelen kimse razı olacağı bir yaşayış içindedir. İnsanın tartısı dünyadayken ahiretini unutmadığı için güzel işler yaptığı için ağır gelir. Beyyine 7’de Rabbimiz ne buyuruyor? “İman edip salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar da, yaratılmışların en hayırlılarıdır.” Dikkat edelim sadece iman edenler değil iman edip salih amel işleyenlere bu ünvanı veriyor. Rabbimizin katında onların mükafatı altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebediyen kalacaktır İşte bu mükafat Rabbine karşı derin haşyet duyanlara mahsustur. Haşyet demek Rabbimizin rızasını kaybetmekten korkmak,  onun sevgisini kaybetmekten korkmak demek. Aslında bizim annemize babamıza çevremizdekilere duyduğumuz sevgi bu tarz bir sevgi olmalıdır. Biz onlardan korkmayız sadece sevgilerini kaybetmekten korkarız öyle değil mi? Rabbimiz ona yaklaşmamızı istiyor. Gerçek Müslümanlar ona böyle bir sevgiyle yaklaşırlar. Tartıları ağır gelen kişiler Enbiya 47‘yi çok iyi bilirler. “Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız, hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz haksızlığa uğramayacağını bilir onun için iyilikleri yaptıkça yaparlar. Yapılan amel bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir tartıya koyarız..” Bir hardal tanesinin ağırlığı 0,0025 gram yani 1 gramın on binde 25’i kadar. o kadar ufak bir şey o kadar bile bir davranışımız olsa Rabbimiz onu tartıya koyuyor. O tartıları ağır gelen kişiler bunun hesabını iyi yapar. İnsanlar iyiliğin karşılığını vermez, 10 defa iyilik yapsak bir kere iyilik yapmazsak bu kişi kötüymüş derler hakkımızda. Oysa Allah bir hardal tanesi ağırlığınca dahi olsa iyilik yaptığınızda onu tartımıza koyuyor. Onun için ödülü tabii ki Rabbimizden bekleyeceğiz. İnsanlardan bir şey beklemeyeceğiz. Rabbine nankör olan insan bize nankör de nankör olur tabii. O açıdan biz de terazimiz ağır gelsin diye iyilikler yaptıkça yapacağız. Lokman SuresindeLokman Aleyhisselam oğluna nasihat verirken aslında bize de nasihat veriyor. Diyor ki “Ey oğlum senin işlediğin iyilik veya kötülük bir hardal tanesi ağırlığında olsa da bir kaya içinde veya göklerde veya yerin dibinde bulunsa bile Allah onu getirir terazisine koyar. Çünkü Allah her şeyden haberdardır.”Rabbimiz her şeyden haberdardır onun haberdar olması bize yetmeli. Allah’ın her yerde her yaptığımızı gördüğünü bilmemiz lazım. Kötülük yaparken sanki görmüyor gibi ama dilenciye 1 lira verirken görüyor.. Hayır arkadaşlar. Rabbimiz her yerde görüyor. Onun için rahatça iyilik yapalım. insanlar yadırgasa da “sen saf mısın?” dese de yapalım. Kötülüğümüzü de Rabbimiz görüyor diye düşünerek azaltmaya çalışalım.

3. İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye’dir. 9﴿ Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin? 10﴿ O, kızgın bir ateştir. 11﴿

Haviye kelimesini görüyoruz. Bunun ne olduğunu bilmiyoruz. Rabbimiz bir sonraki ayette hemen açıklıyor. Mahiyetini Rabbimiz açıklamadan bizler bilemeyiz. Biz burada acizliğimizi anlıyoruz.Devamında “kızgın bir ateştir.” Diyor. Tartıları hafif gelen kimsenin son barınağı haviyedir. Ne kadar kötü bir son öyle değil mi? Peki neden hafif geldi tartılarımız? Çünkü İslam’ın 5 şartını; kelime-i şehadet getirmeyi, namaz kılmayı, oruç tutmayı, haccı, zekatı yerine getirdi ama gayrısını önemsemedi. Kur’an’ın diğer ilimlerine bakmaya gerek bile görmedi. Şayet namaz kılıp dürüst olsaydı hacca gidip iyilik yapsaydı, “Ben hacıyım.” diye hava atmasaydı, zekat verip başa kalkmasaydı ne iyi olurdu. Ama yapmadı 5 şart yeterli dedi. Şura 17’de “Hakka dair kitap ve mizanı Adalet terazisini indiren o Allah’tır.”diyor. Bu tartıyı Rabbimiz indirmiş. Rabbimiz ayrıca Zuhruf Suresi 44. ayette “Bu kitaptan hesaba çekileceksiniz.”Demişti. Öyleyse terazinin ölçü birimi bu kitaptır. Hakim anayasaya göre ceza verir ya bizim de anayasamız bu kitaptır. Rabbimizin tartısı yanlışlık yapar mı? Araf 8’e bakalım: “..O gün tam doğru artık kimin terazileri ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir..” İnsanın akıl terazisi doğru tartmıyor. Bunun için insanlar arasındaki güven bağları bozuk. Güvenin bozulduğu yerde iman bozulur, imanın bozulduğu yerde Allah ile olan bağımız bozulur, Allah ile bağımızın bozulduğu yerde dünya bozulur. Peygamberimize boşuna Muhammedül Emin demiyorlardı. Allah aşkına şöyle bir dönüp baktığımızda toplumumuzda, çevremizde kaç tane güvenilir insan var? Rabbimiz Karia Suresi’nde iyilik ve kötülük terazilerini kurdu ama bazıları için terazi bile kurmayacak. Şunu demeyelim “biz onlardan değiliz” demeyelim. İlk derslerimizde söylediğimiz şeyi hatırlayalım: “her ayet bize bir mesaj verir bir şeyler anlatır.” Onun için her ayeti üstümüze alınacağız. “Acaba biz de onlardan biri miyiz?” diyeceğiz. Kehf Suresi 103-106’da “De ki: “Size, iş ve davranışları bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? Onlar, iyi yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa gitmiş olanlardır. Bu sebeple biz kıyamet gününde onların (dünyadaki) amellerine değer vermeyiz.İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve resullerimi alaya almaları sebebiyle işte onların cezası cehennemdir..” Biz de bu şekilde yaparak Rabbimizin emirlerini arka tarafa atıyor muyuz? Bir bardak çay mı daha tatlı geliyor, yoksa bir ayet öğrenmek mi? Kendimize soralım. Bizler de eğlence yerine koyuyor muyuz ahireti? Rabbimiz bu ayette onun huzuruna çıkacaklarını inkar etmişlerdir dedi. İnkar ediyor muyuz? Unutmayalım ki ahiretteki terazinin kefesi burada doluyor. Biz de ailemizdeki terazimizin kefesinin iyiliklerle güzelliklerle dolduralım yoksa sonumuz bu bedbahtlardan olur.

Vesselam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir