PEYGAMBERİMİZİN(SAV) ÜMMETİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Kovulmuş şeytanın şer’inden Yüce Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Selamünaleyküm arkadaşlar. Peygamberimizin (sallallahu aleyhi vesellem) ümmeti üzerindeki hakları çoktur. Bunlar, İslâm ümmetinden olan her ferdin üzerine düşen haklarıdır. Allah’ın izniyle bunları biraz tahsilatlı olarak anlatacağız. Bu haklardan bazıları:

Peygamberimiz Hz. Muhammede’e İman Edilmesi: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e iman, müslümanın iman etmesi gereken iman esaslarındandır. O sallallahu aleyhi ve sellem, iman edilmesi gereken peygamberlerden biridir. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Allah’a, Elçisine ve indirdiğimiz nûra (Kur’ân’a) inanın” (Teğabun, 64/8)

“Gelin Allah’a ve O’nun ümmî (okuma yazma bilmeyen) peygamberi olan Elçisine inanın -ki o da Allah’a ve O’nun sözlerine inanmaktadır-. Ona uyun ki doğru yolu bulasınız” (A’râf, 7/158).

O, kendisine iman edilmesinin şart olduğunu söyledi: “Bana, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Elçisi olduğuna şahadet edinceye kadar insanlarla savaşmam emredildi”(Buhârî, Muslim)

Onun risalet ve nübüvvetinin (Peygamberliğinin), Allah katından verilmiş bir hak olduğunu içinde şüphe bulunmayan kesin tasdik ile tasdik etmek ve gereğini yapmak O’na imandandır. Dine dair getirdiği ve Yüce Allah hakkında haber verdiği her şeyi tasdik etmek gerçek bir haktır. Bunun kalp ve dille tasdik edilmesi gerekir. Kalp inkâr ederken, ona dille iman edilmesi yeterli değildir. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Ey inananlar! Allah’a, Elçisine, elçisine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allah’ı, meleklerini, Kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür. (Nisâ, 4/136). Ona, peygamberliğine, daha önce meydana gelmiş ve Allah’ın kendisine bildirdiği meydana gelmemiş şeylerden haber verdiklerinin hepsine iman etmek, kişinin imanının tam olması için şarttır.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) görmediği halde kendisine iman eden kimseye, ne mutlu, diyerek takdir etmiştir: “Beni görerek bana iman edene bir kere ne mutlu! Beni görmeden iman edene yedi kere ne mutlu.”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sevilmesi: Bu da, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ümmeti üzerindeki haklarından biridir, onların da görevidir. Allah, Peygamber’ini sevmeyi yüce kitabında şart koşmuştur: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Elçisinden ve onun yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, o halde Allah emrini yerine getirinceye kadar gözetleyin. Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez” (Tevbe, 9/24) Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden hiçbiriniz, ben kendisine babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan sevimli olmadıkça tam iman etmiş olmaz” (Buhârî)

Hz. Ömer (R.A) bu hadisi duyunca, Rasûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kendim hariç, sen bana her şeyden daha sevimlisin”, dedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayır! Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben sana kendinden daha sevimli olmadıkça, tam iman etmiş olmazsın” dedi. Bu defa Hz. Ömer (R.A): “Vallahi, sen şimdi bana kendimden daha sevimlisin”, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Şimdi oldu, ey Ömer!” dedi. Yani şimdi, doğru söyledin ve Peygamber’ini sevmekle tam imanı gerçekleştirdin demek istiyordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç şey vardır ki, kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlü kendisine harkesten daha sevimli olması, kişinin sevdiğini sadece Allah için sevmesi, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, ateşe atılmayı sevmediği gibi küfre dönmekten hoşlanmaması.”( Buhârî.Yüce)

Velhasılıkelam; bizler ümmet olarak, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın yolundan, onu severek, hayatımızın her alanında Onu örnek alarak, O’nun sözlerini, hâl ve hareketlerini yani sünnetini kendimize rehber kılarak yaşamamız ve gelecek nesillere de örnek teşkil etmemiz gerekmektedir. Zira hiç şüphesiz en büyük önderimiz ve en büyük rehberimiz O, yani Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.) ‘dır. Bunun içindir ki; bizler bir ümmet olarak Ona borçluyuz ve ona tabi olmak zorundayız. Nitekim o iki cîhan severi, alemin batmaz güneşi, başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilacı Habibullah ’tır, biz Ümmetin üzerinde hakkı pektir, çoktur. Bizler Onun ahlakıyla ahlaklanıp bir ümmet olmamız, kardeş olup mazlumun, mağdurun ve haklının yanında yani haktan yana olmamız lâzım, zira tek kurtuluş, hakka tapınıp hak için batıla mücadele etmektir.

Rabbim bizleri yeryüzünde kendi rızasına uygun birbirini seven kullardan eylesin. Ne mutlu o müminlere ki; Allah rızasını gözetip, Resulullah Efendimizin yolunda gidebilene. 

                                       Vesselam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir