ADİYAT SURESİ(3.BÖLÜM)

(6)Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.
İnsan iyilikte koşsaydı Allahu Teala bu ayette insan Rabbine nankördür demezdi. Halbuki Rabbimiz bize sayamayacağımız kadar çok nimetler verdi. Saysak bitirebilir miyiz?

İbrahim suresi 34. ayet:” O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!” 

Ayetin devamında, o nimetleri yerli yerinde kullanmadığımız için Rabbimiz insana zalim dedi, nankör dedi. İnsan verilen nimetleri Allah’ın razı olduğu yerde kullanmadı. Bu dünyada alacağını aldı, zevkini sürdü, dünyayı eğlence yerine koydu. Ahkaf suresi 20 ayet:”İnkâr edenler ateşe arzolunacakları gün (onlara şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz!”

Bu insan bu sonucu haketti. Nankör insanın bir tavrı daha var. İyilik olursa Rabbim şereflik kıldı der, rızkı daralınca da Rabbim hor baktı der.

Fecr suresi 16. ayet:”Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim beni önemsemedi» der.”
Aslında her insandan nankörlük yapar, ama okuyan insan daha az nankördür.
Alak suresi 1. ayet Rabbimizin ilk emridir. İnsan  Rabbinin emirlerini okumazsa, bilmezse insan azar ve nankör olur. Onun için Kur’anımızı muhakkak anlamıyla beraber okumalıyız ve hayatımıza uygulamalıyız. 

(7) Şüphesiz buna kendisi de şahittir. İnsan nankör olduğuna birebir kendisi şahittir. Kendisi de farkındadır bunun. Nasılsa bunu bilmesine rağmen hep mazeret sunar. Rabbimiz oku der insan okumayı canım istemiyor der. Rabbimiz namaz kıl der insan namaz zoruma gidiyor der. Rabbimiz adaletli ol der insan adaletli olursam görevime son verirler der. Rabbimiz anne babana iyilik yap der insan  onlar kötülük yapıyor iyilik yapmam der.  Hep mazeretler mazeretler. 

Kıyamet suresi 14. ayete bakalım.
“Artık insan, kendi kendinin şahididir.”Kalplerin içini bilen bir Rabbimiz var. Rabbimiz kalplerimizin içini biliyor. Boşuna mazeretleri sıralamayalım. En büyük mazeretimiz Rabbimize karşı “beni kimse uyarmadı” olacak. Lakin uyarıldık.

Enam suresi 30. ayet:”Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu günle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? Derler ki: «Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.» Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.”

Ayetin devamına bakalım.
“Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helâk edici değildir.”  

Rabbimiz uyarmadan, uyarıcı göndermeden asla zulüm etmez. Rabbimiz zulüm etmeyi istemiyor ki, Rabbimiz affetmekten yana. Çevremizden muhakkak ayetleri duyarız. Ayetlerin çizgisindeki yaşamları görürüz. Sonuç olarak hiç mazeret sunmayalım, hiç dilimizi yormayalım. Çünkü Rabbimiz İsra suresi 13. ayette “Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık.” diye buyuruyor. 

Mazeretlerimiz bu dünyada geçerli olabilir.  İnsanlar bizim kalplerimizin içini bilmez ama Rabbimiz kalplerimizin içini bilir. Onun için boşuna mazeret göstermeyelim.

(8) Hiç şüphesiz o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
Rabbine karşı nankör olan insanın servet sevgisi çok şiddetlidir. Peki bu kimsenin servet sevgisi niye bu kadar şiddetli? Hümeze suresinde Rabbimizin belirttiği gibi malının kendisini ebedi yaşatacağını sanıyor. Onun içinde Fecr suresindeki 17 ve 20 ayetleri yerine getirmiyor. ”Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.” 

Bu kimselerin malı çok değerli, çok kıymetli. Kendisi yardım etmediği gibi başkalarını da engelliyor. Diyor ki sana ne, Allah zaten doyurur, senin üstüne mi vazife, karışma. İyilik yapanı bile engelliyor. O kadar servet sevgisi şiddetli bu kimselerin.

“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.”(Hadid:20)

Rabbimiz burada o kadar kolay bir örnek veriyor ki, senin biriktirdiklerin çer çöp  olacak, benim yolumda harca diyor. Ama bizler sürekli çoğaltma yarışında oyalandık. Bu da bizi nankör insan haline getirdi.

(9) Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı,
Yasin suresi 52 ayete bakalım.
“(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.” 

Bizler bunun farkına varmasına varız ama bu geç kalınmış bir farkındalık olur. Nasrettin Hoca misali testi kırılmadan bunun farkında olmamız gerekiyor. Rabbimizin karşısına geçmeden önce bunun farkına varmamız gerekiyor.

(10) ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan düşünmez mi?Kalplerde olan o şeyler ortaya konulduğunda kalplerdeki bütün her şey ortaya konuluyor. Sırlarımız bile. O herkesten sakladığımız sırlar. 

Tarık suresi 9 ayette Rabbimiz “ O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.” buyuruyor. Hatta insan bu sahne karşısında kalplerindekilerin bile ortaya konulduğu sahne karşısında çok şaşırıyor. Kehf suresi 49 ayet:” Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. «Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!» Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”

Amel defteri yani davranış defteri hep kötülüklerle dolu. Bu kimseler hesap vermeyecek zannediyor ki hiçbir karşılığı yok rahat rahat kötülük yapıyorlar. Bu kimselere sonra ne oluyor bakalım?

Ali İmran suresi 30. ayet:”Herkesin yaptığı iyiliği de işlediği kötülüğü de önüne konmuş olarak bulacağı gün, (insan) ister ki kendisi ile kötülükleri arasında uzun bir mesafe bulunsun…”

Bizler de bu kimselerin pişmanlığını yaşamamak için Rabbimizin emirlerine koşmalıyız. Onun emirlerine itaat etmeliyiz. 

(11) Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.
Rabbimizin o gün haberdar olduğunu keşke bu dünyada bilseydik. Bunu ahirette bilsek ne işe yarar? Artık iş işten geçmiştir. Rabbimiz her şeyden haberdardır ve her şey kayıt altındadır. İnsan yaptıklarını unutsa da Allah unutmaz. O kadar ki tek tek sayar.

Mücadele suresi 6. ayet:”O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.”

Kötüler ve kötülükler ne kadar çok olursa olsun asla unutmamalıyız. Nuh Peygamberin ayağına kadar fenizi getiren Allah. İsmail Peygamber ölmesin diye bıçağı kesmez hale getiren Allah. Yusuf Peygamberi kuyudan çıkarıp vezir yapan Allah. Firavun’u Kızıldenizde boğan Allah. O her şeyden haberdardır. Onun için, Allah için çıktığımız yoldan dönmeyi asla düşünmemeliyiz. Bu dünya imtihan dünyasıdır. İyilerin temsilcileri olduğu gibi kötülerin de temsilcileri var. 

Ali İmran suresi 133. ayetteki gibi “Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!” Affedilmek için cennete koşalım, iyiliklere koşalım.

Müminun suresindeki Musa Peygambere yardım eden insan gibi iyiliklere koşalım. Rabbimizin emirlerine koşalım.

Rabbimizin dirilteceği gün pişmanlıklarımız olmasın, başımız dik olsun. Rabbimize sunabileceğimiz güzellik yolunda koşmalarımız olsun. Bu kimseler gibi kötüye koşanlardan olmayalım.

                                        Sevgilerimle.

Similar Posts

  • İNŞİKAK SURESİ(2.BÖLÜM)

    Ey Müslüman kardeşim! Merak etme Peygamber ile de eğleniyorlar. Allahu Teala Nuh Peygambere gemi yap dedi. Nuh Peygamber çöldeydi. Etrafta deniz yoktu. Allah’a şunu demedi” Olur mu öyle şey, ne gereği var geminin demedi.” Hemen yapmaya başladı. Çevresindekiler onunla dalga geçmeye başladı. Ayete bakalım. Hud suresi 38. ayet :”Gemiyi yapıyordu. Kavminden herhangi bir grup da…

  • ANLAYINCA SEN DE KOŞACAKSIN

    Allah gönderdiği ayetleri ile bize hakikati gösterecek yollar göstermiştir.Bunlardan bir tanesi de neye, kime koşacağımız. *Öyleyse Allah’a koşun, gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” (Zariyat: 50)* Peygamberimizin bu çağrısına  cevap verelim. Peygamberin arkasından giden ümmeti olalım. Bizi ateşe çağıran şeytanın ve onun taraftarlarının peşinden sürüklenip helak olmayalım. *Şeytanların şaşırtıp sersem bir halde çöle düşürmek…

  • AHLAK ÜZERİNE

    Her şeyden önce Allah’a hâmd, onun kutlu elçilerine salât ve selâm olsun. Dünyanın neresine gidersek gidelim, alemlerin Rabbi olan Allah’ın mülkünden asla çıkıp kendimizi soyutlayamayız. Dolayısıyla başımızı kaldırıp başıboşluk içinde yaşamamız ne mümkün ne de gereklidir. Öyle ki, bütün dünya ve bütün insanlık, her şeyin sahibinin O olduğunu ve her şeyin O’nun emrinde olduğunu bilmelidirKutsal…

  • CİN SURESİ 1. BÖLÜM

    Selamünaleyküm arkadaşlar. Bu haftaki dersimizde Cin suresini işleyeceğiz. Cinsuresi cinlerin ayetleri dinledikten sonra etkilendiğinden, ahiret hayatının olduğundan,tıpkı insanlar gibi iyilerinin ve kötülerinin olduğundan açık bir şekilde bize bahseder. Yine cinlerin güçlerinin azlığı ortaya konularak insanlardan Allah’a sığınanlara zerre kadarzarar veremeyeceğini de bize anlatır. EuzubillahimineşşeytanirracimBismillahirrahmanirrahim(1-2) (Ey Muhammed!) De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle…

  • ORUÇ TUTMAK: KENDİNİ TUTMAKTIR

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Oruç”un Arapça’daki aslı “savm”dır. Bu sözcüğün karşısına lügatlar “imsak” kelimesini yerleştirir ve “tutmak, zaptetmek, zaptı rapt altına almak” manalarına gelir.  Oruç kelimesi, sözlükte “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelen Arapça savmın (sıyâm) Farsça karşılığı olan rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Savm ve sıyâm ile türevleri Kur’ân-ı Kerîm’de on üç…

  • SABIR ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kuran-ı Kerimde sabır ile ilgili ayetler ve onun ışığında sabır nedir, sabır ile çağrışan peygamberler, olaylar ve sözcük anlamı nelerdir? TDV İslam Ansiklopedisi sözcüğüne göre Sabır: “sözlükte engellemek, hapsetmek, güçlü ve dirençli olmak” anlamlarındaki sabr kelimesinin ahlâk terimi olarak “üzüntü, başa gösterilen metanet” gibi mânalara geldiği, karşıtının ceza‘ (telâş,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir