KULLUK BİLİNCİ VE DİRİLİŞE DAVET: NAMAZ ÇAĞRISI

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Namaz, Allah’ı hatırlamanın en güzel adı…

Namaz, Allah ile konuşmanın adı…

Namaz, “Allah’ım her şeye rağmen seni unutmadım” diyebilmenin adı…

Namaz, “ Beni bırakma Allah’ım” diyebilmenin adı…

Kısacası Namaz, bizim manevi açıdan diri kalabilmenin adıdır…

Kur’an’da 99 defa geçen bir ibadetten bahsediyoruz…

Konu Namaz olunca, yazacak çizecek çok şey var, namazın şartları, namazı bozan durumlar, namazda okunacak dualar vs. ama biz konuyu ayetler ışığında biraz daha irdeliyelim istedik…

Allah Bakara suresi 3. ayette namaz kılanlardan şöyle bahseder;  “Onlar gaybe  inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar(ikame ederler), kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.”

Gayba iman etmek, namaz kılmak ve Allah rızâsına uygun harcama yapmak; İslâm’ın fert ve topluluk olarak insana getirdiklerinin ve ondan istediklerinin güzel bir özetidir. Gayba iman, iman esaslarına; namaz kılmak, özel duygu ve davranışlarla Allah’a ibadet etmeye; Allah rızâsına uygun harcamada bulunmak (infak) ise dayanışmaya, düzen ve adalete, yani muâmelâtın ruhuna ve amacına işaret etmektedir.

“Namaz kılarlar” (yüsallûne) yerine “namazı ikame ederler” (yukîmûne’s-salâte) ifadesinin kullanılmış olması, namaza önem verilmesi, onun devamlı ve şartlarına uyularak eda edilmesi gerektiğini anlatmak içindir. Namaz dinin direği, ibadetlerin özü ve özetidir. Allah’ın Resulü, mutluluğu namazda bulduğunu, onunla yaşama sevinci kazandığını ifade buyurmuştur.

Bakara suresi 43. ayet: “Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” 

Burada, pek çok dinî hükümler içinden özellikle namaz ve zekâtın emredilmesi, bunlardan ilkinin bedenî ibadetlerin, ikincisinin de malî ibadetlerin en önemlisi olmasından ileri gelmektedir yine topluluk ile birlikte namaz kılın çağrısı da çıkarılabilir.

Bakara suresi 45. ayet: “Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.  Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.” 

Rabbimiz Namaz, Allah ile kul arasındaki ilişkiyi bir ömür boyu amelî olarak sürdüren en canlı ve sürekli bir ibadet olduğu için âyette bu ibadetin, insanın inancını ve inancı doğrultusunda oluşturacağı kararlarını güçlendirip eylemlerini dinî ve ahlâkî hükümler çerçevesinde geliştirmesine yardımcı olacağına işaret edilmektedir. Nitekim “Kuşkusuz namaz hayasızlık ve kötülükten meneder.” meâlindeki âyette de namazın bu tesiri açıkça ifade edilmiştir.

Bakara suresi 83. ayet “Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.”

Burada israiloğullarında bahsetmektedir, nitekim onlar Allah’a verdikleri sözden döndüler. On emir diye ifade edilen kurallardan bazıları yer almaktadır.

Bakara suresi 110. ayet: “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.” 

Ne yaparsan onu biçersin…

Allah nezdinde mükâfatını görecekleri, yararlı sonuçlar alacakları hayırlı işler yapmaları emredilmekte; her şeyi gören ve bilen Allah’ın, yaptıkları bu güzel işleri de göreceğine ve hak ettikleri karşılığı vereceğine işaret buyurulmaktadır.

Bakara suresi 153. ayet: “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” 

Sabır, insanın bir amaç için ortaya koyduğu özverinin, kararlılığın, güçlü azim ve iradenin ürünüdür; dolayısıyla sabır, insanın kendi benliğiyle ilgili tavrıdır. Namaz ise onun bedeni, dili ve kalbiyle kısaca bütün varlığıyla Allah’a yönelmesi halidir; şu halde namaz da müminin Allah ile ilgili tutumudur. Böylece sabırla benliğini güçlendiren, namazla da Allah ile birliktelik kuran insan, başarının psikolojik şartlarını tamamlamış olur.

Bakara suresi 238. ve 239. ayet: “Namazlara ve orta namaza  devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).”

Dinin direği, ibadetlerin başı olan namazın, müminin hayatıyla o kadar iç içe, o kadar vazgeçilemez, ihmal edilemez olması istenmiştir ki insanoğlunun her türlü faaliyetine ara verdiği korkulu ve tehlikeli hallerinde bile namazın kılınması emredilmiş, ancak olağan dışı hal sebebiyle bazı kolaylıklar tanınmıştır.

Normal hallerde müminler, en değerli varlıklarını nasıl koruyorlarsa namazlarını da öyle koruyacak, yani hem eksiksiz hem de devamlı kılacaklardır.

Huşû namaz kılan müminin huzurunda bulunduğu rabbinin büyüklüğüne yaraşır bir saygı, kulluk ve itaat duygusu, kendini veriş, bütünüyle yöneliş şeklinde gerçekleşir ve huşûsuz namaz, ruhsuz ceset gibidir. Bu sebepledir ki, “Namazları eksiksiz ve devamlı kılın” emrinden sonra “huzur ve huşû içinde” kaydı getirilmiştir.

Bakara suresi 277 ayet: “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” 

İslâm’ın istediği insan tipi imanlı, sâlih (iyi, güzel, faydalı) amel sahibi, namazlı, niyazlı, eli açık, farz olan zekât yanında elinden geldiğince infak, ihsan ve başka türlü yardımını esirgemeyen insan modelidir. Bunların oluşturduğu topluluk için dünyada korku ve hüzün sebepleri asgariye iner; zengin yoksula merhamet eder, onu korur, derdiyle dertlenir; yoksul da zengine şükran duyar, onu ve servetini kendisi ve kendisininki gibi korur.

Namaz yaşam boyunca kişinin kendisine uyguladığı psikolojik bir destektir. Öyle ya Rahman kıldığımız namaz üzerinden bizlere psikoloji desteği veriyor aslında. Derdin mi var? O derdinin çaresi Allah’tır aslında tabi anlayana…

Allah Rasulü’nün “gözümün nuru” olarak nitelendirdiği namaz, Allah’a imandan sonra ilk farz kılınan ibadettir. Yüce Allah, namazla ilgili Ankebut suresi 45. ayette: “(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir” buyurarak namazın önemine işaret eder.

Cennetten çıkarılmış atamız Hz Âdem’in tövbesinin kabul edildiğinde şükür için kıldığı namazı her sabah yeniden kılarız. Her öğlen Nemrut’ların ateşini gül bahçesine çevirmek için namaza durur; her ikindi, karanlıklardan, kaygı ve endişelerden kurtulmuş Hz. Yunus (as) gibi selamete erişimiz için şükrederiz. Her akşam Hz. İsa gibi Allah’tan başka her şeyi reddeder ve yalnız ona kulluk eder, tevhidi sembolize ederiz. Yatsı ile beraber Allah’ın dostumuz olduğunu, bizi karanlıklardan aydınlığa çıkaracak en büyük gücün Allah olduğunu ifade eder ve vitirle cehennem ateşini söndürmek için dua ederiz. Namaz çok büyük bir imkân, Allah’ın huzuruna çıkabilmek çok büyük bir şereftir! Bu bilinçle kılınan bir namaz, insan için bir nefes alma ve dünya telaşından teneffüse çıkmadır. Yaratıcımızla buluştuğumuz en özel ve en büyük randevudur. Evet, namaz farzdır, Allah’a karşı bir borcumuzdur, ama namazı sadece borçlu-alacaklı ilişkisi olarak değerlendirmek namaza da kendimize de yapılabilecek en büyük haksızlık olur. 

Her gün beş vakit namazda kendisini bu şekilde motive eden bir insanın sizce antidepresan ilaç kullanmasına gerek kalır mı? Peygamber Efendimiz beş vakit namazı evin önünden geçen ve günde beş kere içine girip arınılan bir ırmağa benzetiyor. Günde beş kere Allah’ın huzuruna çıkmak ama arınmamak! Allah’ım, bizleri içi boşalmış namazlarla huzuruna gelmekten muhafaza eyle!

Namaza kıyanlardan değil, Namazı kılanlardan eyle bizleri Allah’ım

Rabbimizin kelamı tükenmez lakin biz tükendik…

Anlama ve kavrama duasıyla

                                             Vesselam…

Similar Posts

  • MAUN SURESİ

    Allah, kimlere yazıklar olsun diyor? Selamun aleyküm arkadaşlar; Bugünkü dersimizde Maun suresini öğreneceğiz. Maun suresi beni en çok etkileyen surelerden biridir. Namazlarda okurken anlamını düşünmeden edemediğim bir sure.. iyi ki anlamını öğrenmişim, şükürler olsun dediğim bir suredir Maun suresi. Bi’set’in 2. yılında Mekke’de nazil olmuştur. O zaman diliminde de her zaman olduğu gibi insanların bir…

  • KEVSER SURESİ

    Rabbimiz için nelerden vazgeçebildik?  Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik.(1) Kevser çok hayır, bol nimet demektir. Kur’anı Kerimde Rabbimiz kesin olarak gerçekleşecek şeylerde geçmiş zaman fiilini kullanıyor. Bu geçmiş zaman fiili o ayetteki muhakkak olacak demektir. O zaman Rabbimiz kevseri verdik dediği için bu kelimeyi ikiye ayırmamız gerekir. Biri verilen, diğeri vaad edilen. Hadislerden…

  • MÜZZEMMİL SURESİ(2.BÖLÜM)

    (12-13) Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.Rabbimiz burada; malının esiri olmuş, servet biriktirirken kul hakkına dikkat etmemiş ve fakirin hakkını gözetmemiş insandan bahsetmektedir. Bu insan, Allah’ın ayetlerini yalanlamıştır. Halbuki Kur’an-ı Kerim’in pek çok yerinde; verilen nimetlerin Allah yolunda harcanması gerektiği açıkça…

  • TEVEKKÜL ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.  Tevekkül nedir ve de bizler neden, niçin tevekkül edelim? TDV İslam Ansiklopedi sözcüğünde “Tevekkül” şöyle anlatılmaktadır: “ Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” mânasına gelir.Birine güvenip dayanan kimseye mütevekkil, güvenilene vekîl denir. Kaynaklarda çoğunlukla vekil…

  • KUR’ANDA MÜMİNLERİN VASIFLARI

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla. Hayat kitabımızda Müminler nasıl tarif edilmiş, mümin kime denir? Gelin biraz inceleyelim… Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki emn (emân, emânet) kökünün “if‘âl” kalıbından türeyen mü’min kelimesi “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, vaadine güvenilen” mânalarına gelir. Kelimenin esmâ-i hüsnâdan biri olarak içerdiği mâna da bu çerçevededir. Mü’min: Allah’a kalp ile teslim…

  • ASR SURESİ 1. BÖLÜM

    Asr suresi birçok âlimin hiçbir sure inmeseydi de bu sure tek başına yeterdir dediği suredir. Çok kısa bir sure olmasına rağmen anlam bakımından çok zengindir. Bize zamanın önemini sadece iman ettim demekle idrak edilemeyeceğini ve hüsranda olmamak için neler yapmamız gerektiğini anlatan suredir.  Bir bakıma “iman ettik ya başka bir şeye gerek yok.” diyenlere apaçık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir