İNFAK NEDİR?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

İnfak nedir?

TDV İslam Ansiklopedisi sözcüğünde “infak” şöyle anlatılır: “Tükenmek, tamamlanmak, son bulmak” mânasındaki nefk kökünden türetilen infâk “bitirmek, yok etmek; yoksul düşmek” gibi anlamlara gelirse de daha çok “para veya malı elden çıkarmak” mânasında kullanılmaktadır. Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. 

İnfak ile ilgili ayet ve hadislere kısaca bakacak olursak;

“O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.”(2/Bakara 3)

“Allah yolunda infak edin ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Kulluğunuzu en güzel şekilde yerine getirin. Çünkü Allah muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever.”(2/Bakara 195)

“Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden ibarettir. Şayet iman eder ve korkup sakınırsanız (Allah,) ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.” (47/Muhammed 36)

“Allah’a ve Resûl’üne iman edin. Sizi, kendisinde yetkili kıldığı (mallardan) infak edin. Sizden iman edip infakta bulunanlara büyük bir mükâfat vardır.” (57/Hadîd 7)

“Göklerin ve yerin mirası Allah’a ait olmasına rağmen, ne oluyor size ki infak etmiyorsunuz? İçinizden, fetihten önce infakta bulunup savaşan (kimse, böyle olmayanla) bir olmaz. Bunlar Allah katında, fetihten sonra infak edip savaşanlardan daha büyük bir dereceye sahiptir. (Bununla beraber) Allah, hepsine güzellik vadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(57/Hadîd 10)

“Allah’a güzel bir borç verip de Allah’ın ona kat kat fazlasını vereceği o (bahtiyar) kimdir? Ve onun için değerli bir mükâfat vardır.” (57/Hadîd 11)

“Sizden birine ölüm gelip de: “Rabbim! Beni yakın bir zamana erteleseydin de sadaka verseydim ve salihlerden olsaydım.” demeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.”(63/Münafikûn 10)

“Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.” (64/Teğabûn 16)

“Allah’a güzel bir borç verirseniz O da bunu size fazlasıyla öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını bol bol verir, cezada ise acele etmez.” (64/Teğabûn 17)

 “Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda infak üzerine yediyüz misli katlanır.” (Ebu Davud)

“Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay hâline! Çünkü onlar şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın hakkımızı vermediler.” Allah teâlâ da şöyle diyecektir: “izzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yaklaştıracağım, onları uzaklaştıracağım.” 

“Bir müslüman, sevabını Allahtan umarak çoluk çocuğuna bir harcama yaparsa, bu onun için bir sadaka olur.” (Buhârî)

 “Allah için vermekle mal eksilmez. Allah, affeden kulunun şerefini daha da artırır. Allah için tevazu göstereni, Allah daha da yükseltir.” (Müslim)

“Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Bakmaya yükümlü olandan başla. En hayırlı yardım, ihtiyaç dışındakinden verilendir. Kim iffetli davranmak isterse, Allah onu iffetli kılar. Kim insanlardan bir şey beklemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez.”(Buhârî)

“Kişinin kendi malı hayır ve iyilikler yaparak infak edip önceden gönderdiği mallardır. Mirasçısının malı ise harcamayıp geriye bıraktığı menkul, gayri menkul her türlü maldır”. (Buhari)

“Her sabah yeryüzüne iki melek iner. Biri: -Ya Rabbi, infak edip iyilik edenin malının yerine yenisini ver, der. Diğeri de: -Ya Rabbi cimrilik edenin malını telef et, diye dua eder.” (Buhari, Müslim)

“Ey Adem oğlu, infak et(malını hayır yolunda sarfet ki) sana da infak(Allah sana karşılığını hem bu dünyada ve hemde ahirette versin) olunsun.” (Buhari, Müslim)

 “İnfak et, sayıp durma, sana da sayı ile verilir, fazlalık malını ve paranı muhtaç kimselerden esirgeme, senin de rızkın engelenir.” (Buhari, Müslim)

 “Cimri ise bir şey vermek istediğinde zırhın halkaları birbirine iyice geçer ve onu sıkıştırır. Genişletmek için ne kadar çalışsa da başaramaz, infak etmek ister de bir türlü infak edemez.”(Buhari, Müslim)

Ayeti kerimeler ve hadislerin ışığında infak ve infak etmenin öneminden defalarca bahsedilmiş olup, hak dini olan İslam’ın da toplumsal ve sosyal bir parçası olan yoksul ve muhtaç kimselerin hakkı, şeref ve haysiyeti korunmuş ve bu konuda özen gösterilmiştir.

Mülkün gerçek sahibi olan yüce Allah, biz kulların helal malımızdan infak etmemizi, zekat, öşür ve sadaka vererek yoksul ve muhtaç kalmış, zenginin malında hakkı olan Müslüman kardeşlerimize yardımcı olmamızı emretmiş, bu konuda sevgili peygamberimiz ve onun kutlu ashabı bizlere en güzide örnek olmuşlardır.

Zira toplumun bir parçası olan yoksul ve yardıma muhtaç kimselerin hakkı, zengin Müslüman kimselerin helal mallarında olduğundan, kişi o kimselerin hakkını vererek dinin gereğini yerine getirmiş olur.

Mal ve mülkün asıl sahibi olan yüce Allah, biz aciz kullarına emanet olarak vermiş olduğu mal ve mülkü Onun yollunda harcayıp yani infak ederek kendisine yaklaşmamızı istemiştir. Nitekim yüce Allah çok cömerttir ve cömert olan kullarını da çok sever.

Biz aciz kullar aksi taktirde Allahu Teâlâ’nın emrini yapmasak ve emanet olarak bizlere verilen mallarımızdan infak yapmazsak(Allah yolunda harcamazsak) işte o zaman gerçek anlamda kaybetmişlerden oluruz. Bizler işte o zaman hem dünya ve ahirette rezil ve sefil olup, ahiret diyarında çok pişman bir vaziyet ile karşılaşabiliriz.

Onun içindir ki; gerçek iman etmiş olan mümin kullar, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla hizmet (cihat) ederler, mallarını İslam dinin yollunda harcarlar, fakiri, yoksulu, düşkünü, yetimi ve yardıma muhtaç kimselerin yardımına koşarlar, kardeşinin sıkıntısını giderir, Ümmet-i Muhammed’in derdiyle dertlenirlerdir.

Ne mutlu o mümin kullar ki; malını infak edip, ömrünü yüce Allah’ın yoluna adayanlara.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir