KUR’ANİ ÖĞÜTLER İLE KÖTÜLÜKLERE KARŞI DOĞRU TAVIR NASIL OLMALIDIR?

Rahman ve Rahim olan Adıyla…

Kıymetli okuyucularım Sizleri Selamların en güzeli olan “es-selam” isminin Sahibi olan Allah’ın selamı ile selamlıyor ve hepinize sağlıklı, imanlı ve huzur dolu bir hayat Rabbimden niyaz ediyorum…

İslam dini her daim kötülüğe karşı durulmasını emreder. Sadece kötülüğe karşı durulması ile yetinmez, kötülüğe giden yolları ve kişileri ilahi vahiy aracılığıyla iyiliğe çevirmek ister. 

Rabbimiz kötülüğe karşı savaşanları cennet ile müjdeler. Kendisine Müslüman sıfatı yakıştıran herkes Kuran’a göre aslında “kötülük savar” olarak nitelenmektedir. Kötülük ile savaşmak ya da kötülüğün yayılmasını engellemek, yüce kitabımız Kur’anın bizlere yüklemiş olduğu bir ilahi sorumluluktur.

Günümüz toplumunda ise, Kur’anın bize yüklemiş olduğu bu sorumluluk insanlar tarafından ya göz ardı ediliyor, ya da  “iyiliği istismar” sonucu, bıktırılıyor. Aslında toplum olarak bu konuda sınıfta kalmışız veya bunalıma girmişiz toplum olarak…

Halk arasında çok yaygın olan söylemlerin bir kaçından bahsetmek istiyorum;

“bana dokunmayan yılan bin yaşasın”

“ iyilikten maraz doğar” vs. bu sözler çoğu zaman doğru çıkıyor, artık insanlar iyilik yapmaktan bıkar hale gelmiş.

Peki, bizler kötülük karşında ne yapalım?

Kötülüklere karşı Kurân’ın tavsiyesi şöyledir. Cenâb-ı Hak buyurdu ki: “Hem iyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan hareketle önle! O vakit göreceksin ki, seninle aranda düşmanlık bulunan kimse, yakın bir dost gibi olacaktır.’’ (Fussilet Sûresi, 34)

Bu âyetle Yüce Kur’ân, kötülüğe tavır alıyor ve kötülüğe karşı iyiliği ve en güzelini aramayı emrediyor ve “Cahillerden yüz çevir’’ (Â’raf Sûresi,199) âyetiyle de seviyesiz ve aşağılık kimselere uyulmasını yasaklıyor.
Kötülükler karşısında bazen vücut kimyamız değişir, içimiz öfke ve gazapla dolar. Bazen de gördüğümüz kötülük sahibine bedduâ eder ve lânetleriz. Fırsatını da yakalarsak kötülük yapanın haddini bildirmek için de harekete geçeriz.
Hâlbuki bir türlü susturamadığımız bu içimizdeki duygu şeytanın sûret-i haktan görünerek bize yaklaşıp ruhumuzu ve duygularımızı alt üst etmesinden başka bir şey değildir.

Bu yol ve tarz ise Kurân’ın ve Sünnetin ölçülerine uyan bir yol ve tarz değildir. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır: ’’Sizden kim ki bir münker ve kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse ona diliyle müdahale etsin. Buna da gücü yetmezse, ona kalben buğz etsin (kalben onu reddetsin). Bu ise imanî tavrın en zayıf olanıdır.’’ (Riyazus-Salihin, 184) İşte bu hadis-i şerif bize kötülükler karşısında bir ölçü ve rehber olmalıdır.

Bizler her zaman ve her gördüğümüz münkere ve kötülüğe karşı aynı şekilde aynı güç ve kuvvette karşı koyamayız. Bazen içinde bulunduğumuz hal ve durum ıslâh bakımından bizi aşan bir kötülüğü ya gözlerimizle görürüz, ya da varlığından haberdar oluruz. Bazen ise dilimizin kılıç gibi kuvvetlice keserek önlediği kötülükler bulunur. Bazı kötülükleri de düzeltmeye ne elimiz mani olabilir, ne yetkimiz dâhilinde olur ve ne de dilimiz engel olabilir. Bu durumda yapacağımız şey, kalben buğzetmektir.

Yani o kötülüklere karşı tavır almaktır. Sonra söz konusu kötülüklere karşı Allah’a sığınmak ve kötülükleri yapanların ıslâhı için duâ etmek veya çok fazla damarımıza dokunmuşsa Allah’ın Kâhhar ism-i şerifine havâle ederiz.

Yukarıda saydığımız tavırlar muhtelif kötülükler karşısında sergilediğimiz tutum ve davranışlardır. Yukarıdaki hadis-i şerife baktığımızda kötülüklere karşı “duruşumuzu’’ üç ana katagoride toplayabiliriz:
1- Yetkimiz ve etkimiz dâhilinde olan kötülükleri önlemek.
2- Gerektiğinde dilimizle müdâhale etmek.
3- Ne el ile ve ne de dil ile müdâhaleye güç getiremeyeceğimiz konuda en azından kalbimizle buğz etmektir.

Bu durumda yapacağımız şey, kötülüklere karşı Allah’a sığınır ve kötülük yapanlar hakkında ıslâhı için duâ ederiz. Kötülükler çok fazla damarımıza dokunmuşsa Allah’a havale ederiz. Bu hadis-i şerifin mesajına uygun hareket etmek için bizler duruma göre hareket etmemiz lâzımdır. Meselâ:
Bir yerde mes’ul ve yetkili durumda isek, burada kötülükler işleniyor ve huzur bozuluyorsa, o taktirde ‘el ile yapılabilecek’ tedbirler ortaya çıkar, hatta zaruret halini alır. Elbette bu durumda kötülüğün cinsine göre ceza-i müeyyide uygulanmasına gidilir. İşte böyle bir muamele ‘el ile’ düzeltmek anlamına gelir. Burada yalnızca dil ile ikaz veya buğz etmek kâfi gelmediği durumunda yapılacak muameledir.
Fakat başlangıçta yumuşaklıkla dil ile uyarıdan sonra durumun düzelmediğini gördükten sonra kötülüğü düzeltme metodunda da değişiklik yaparız. Gözlem bu metod değişikliği içerisindedir. Eldeki yetkiyi kullanmadan ve tedbir almadan görülen kötülükler karşısında buğz etmek bir zafiyet alâmetidir.

Hadis-i şerifteki ’buğz’ cümlesi, imanın en zayıf noktası olarak gösterilmiştir. İslâm âlimleri bu hadis-i şerif için şöyle izah getirmişlerdir. “Buna göre, hadis, her sınıf insana hitap eder’’ şeklinde yorumlamışlardır. “Elle düzeltmek devletin, asker ve polisin vazifesi, dille düzeltmek eğitim ve eğiticinin ve din adamlarının, kalple buğz etmek ise avâmın yani halkın vazifesi olarak görülmüştür.” Buğz emek halk arasında düşmanca davranmak olarak görülmüştür. Oysa dinimiz sevgiyi esas almıştır. Buna göre buğz etmeyi sevgi ile çelişir duruma getirmeden Allah’tan ıslâh temennisi ve yapılanlara karşı bir tavır şeklinde algılamalıdır.

Yaptıklarımız ve yazdıklarımız sadece vaktinizi almış ise yazık bize. Yok, yararlı şeyler ise lütfen duanızı bizden esirgemeyiniz.

Hepinizi Allah’a ısmarladık!

Vesselam …

Similar Posts

  • BEYYİNE SURESİ(2. BÖLÜM)

    (5) Halbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur. Namaz nasıl dosdoğru kılınır? Kur’an’a göre namaz Ankebut suresi 45. ayete göre kötülükten alıkoymalıdır. Ayrıca tüm hayatımızda, namazda dosdoğru olduğumuz gibi namaz dışında da dosdoğru olmayı gerektirir. Seccadeyi kaldırdığımız gibi Allah’ın emirlerini…

  • Lokman Suresi 33. Ayet Bize Ne Anlatmaktadır?

    Lokman Suresi 33. ayet:”Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” Lokman Suresi’nin 33. ayetinde, müminlere takva bilinciyle hareket etmeleri ve ahiret gününün hesabını gözetmeleri…

  • EY NEFSİM!

    TapacaksanAllah’a tap. SeveceksenAllah’ı sev. Hayran olacaksanAllah’a hayran ol. Secde edeceksenAllah’a secde et. İtaat edeceksenAllah’a itaat et. Yardım isteyeceksenAllah’tan yardım iste.“Yardımına sığınılacak olan yalnız Allah’tır.” (Yusuf suresi 18. ayet) Post Views: 247

  • NEBE SURESİ(1.BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar! Bugünkü dersimizde Nebe Suresi’ni öğreneceğiz. Nebe Suresi’ni öğrenmek hayatımıza birçok şey katacak ve olaylara bakış tarzımızı değiştirecek. Hadi başlayalım! Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmannirrahim. (1)Birbirlerine neyi soruyorlar? Gerçek Haber: Kur’an Hayatımızda sürekli bir şeylere çözüm bulma, bir şeylerden haberdar olma merakı içindeyiz, değil mi? Kimin öldüğünü, kimin kaza yaptığını, kimin evlendiğini, kimin doğum yaptığını, maçı kimin…

  • KUR’ANDA MÜMİNLERİN VASIFLARI

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla. Hayat kitabımızda Müminler nasıl tarif edilmiş, mümin kime denir? Gelin biraz inceleyelim… Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki emn (emân, emânet) kökünün “if‘âl” kalıbından türeyen mü’min kelimesi “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, vaadine güvenilen” mânalarına gelir. Kelimenin esmâ-i hüsnâdan biri olarak içerdiği mâna da bu çerçevededir. Mü’min: Allah’a kalp ile teslim…

  • A’LÂ SURESİ(1.BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde Ala suresini öğreneceğiz. Ala; yüce, büyük demektir. Ala suresi bize Rabbimizi tesbih etmemiz gerektiğini, Onun bizi yarattığını ve bize doğru yolu gösterdiğini anlatır. Dünya hayatının geçici olduğunu, ahiretin ise kalıcı olduğunu anlatan suredir.  Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim (1) Rabbinin yüce adını tesbih et. Tesbih; Allah’ın belirlediği çizgide, O’nun emrettiği ve razı olduğu şekilde…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir